|
Hayata nasıl bakıyoruz? Gördüklerimize
yüklediğimiz anlamlar hangi değerlendirme parametrelerimizden geçerek
ifade buluyor?
Herşey, içinde bulunduğumuz zaman ve mekan boyutuyla doğrudan ilgili.
21.yüzyılda yasiyoruz. Dogdugumuz ülke,içinde bulundugumuz kültür,bize
ögretilenler,günümüz insanlığının global degerleri vs. Bütün bunlar
gözümüze ilistirdigimiz gözlügün caminin yapisini olusturmuyor mu?Ve
o camdan geçen görüntülere göre hayati algilamiyor muyuz?
Sanat da algiladigimiz dünyanin müzik,resim,heykel ya da sinema
gibi tekrar bu dünyaya dönüstürülmesi degil mi?
Tam bu noktada belgesel sinemaya baktigimizda durum çok daha ilginç
ve çetrefilli olmaya basliyor.
Karsimizda görkemli Misir piramitleri var örnegin.Çölün orasinda
binlerce yildir zamana karsi koyarak gelmisler.Size
neler fisildiyorlar?Ve siz bu fisiltilari elinizdeki kamerayla kaydedip
baskalarina nasil anlatacaksiniz?Iste ilginçlik ve çetrefillik burada
basliyor.
Siz binlerce yil önceki Misir vatandasi degilsiniz ki.Bu da onu
asla anlayamayacaginiz anlamina gelir.Önünüzde duran devasa piramitler
geçmis ve simdinin örtüstügü bir zaman paradoksu.Ama gözlükleriniz
simdiye ait ve geçmis anilarinizda bile degil.Belki de o eserlerin
karsisinda durdugunuzda adrenalininizin yükselmesine neden olan
faktör bu?
Iste simdi konsantre olun,bütün algilarinizi,bilgilerinizi,arastirmalarinizi,her
türlü donaniminizi
hayalgücünüzün potasinda eriterek kameranin start dügmesine basin.Belgesel
filminiz basliyor.
|