KEMAL ANIL GÖKALP

 

Bir film yapım süreci bir fikir yaratma, öykü yaratma gereğiyle başlar. Ne anlatacağını önceden tasarlayıp programlı bir şekilde senaryo yazmayla başlanır. Senaryoya başlamadan önce öykünün sonunu bilmemiz gerekir. O sona göre dramatik önermeleri kafamızda canlandırmalıyız. Yani senaryo (bizim beceremediğimiz!) fikir yaratma süreci, dramatik önermeler , belirlenen konum ve sonuçla bağlanarak yazılır. Daha sonra kamer , dekor , baç kişi bulma gibi sorunlarla karşılaşılır. Kameraya , dekora göre ışık bulunur.( Tabii bunun için ... Hocaya gidilip eli boş dönüşlerimiz sonucunda , daha şevkle arayışımız!) Kameramızın cinsine göre filmin bant formatı belli olur. Film için teknik ekipmanlar toplandıktan sonra çekime geçmeden önce çekim senaryosu hazırlanır. Kolaylık olması için. (Aksine daha da çok zorlandık.) Buraya kadar filmin yarısıydı. ( Ama biz filmin yarısında bitmiştik. Senaryoyu bile üç kerede kabul ettirmiştik hocamıza!) Neyse kamerayı bulduk ama tripod’u bulamadık çünkü el kamerasıyla çektik. (Söylemeden geçemeyeceğim ... Bey kamerayı son gün vermeyeceğini söylemişti; vurulduk ama YIKILMADIK!) Sonra çekimlere geçtik. Burası tam bir komedi ; kamerayı sabitlemek için masa ve sandalye aramaya başladık.

( Görüyorsunuz ne kadar cefakarız.) Tabii ki ışığımız yoktu. Ama kamera kaliteli olduğu için görüntüler temiz çıkıyordu. ( İtiraf ediyorum ki iç çekimler kadar zor çekimler yok. Hele bir de tripodunuz yoksa!) Çekimler büyük bir hızla ilerlerken biz de büyük bir hızla güç kaybediyorduk. Bir gün içinde bitirebildik çekimleri. Tabi ne ışık istediğimiz gibi ne dekor ne kafamda ki planlar! Çekimleri tamamladık ve eve gittik izlemek için. Bir de ne görelim kameranın tarihi altta sabitmiş o da kaydolmuş. Montaja bir gün kalmıştı. Rica minnet gideceğimiz bir yer zaten ertelemek de olmazdı. Öyle kaldı tabii ki… ( Kamera Zeki’nin idi. Kamera hakkında sadece zoom’unu biliyorduk diyebilirim. Çok abarttım.) Sıra montaja geldi. Hocamızla son kez görüşüp gidecektik. (Ama sizde tahmin edeceksiniz ki yine aynı gizemli ses ve ton… Yani ... Hoca yine hayır dedi ve gönderdi!) İki üç gün içinde her yeri aradık montaj için. (Bir keresinde babamı bile aradım cepten bize montaj lazım diye ; küfür edip kapadı.) Sıra geldi montaja , gittik adamın yanına. Adobbe Premier’in başına oturttu. Buyurun arkadaşlar yapın dedi. Biz yine dumur olduk. Biraz gösterdi ve gitti adam. Baş başa kalmıştık. Zar zor iki günde yaptık montajı. Son kez izlemek için arkamıza yaslandık. Ve o da ne! 2 planı makine render etmiş ve silmişti. Neyse ki diğer sahneler birbirini tutmuştu. Yeniden montajladık. Yani montaj filmin mutfağıdır denir ya biz mutfakta can veriyorduk. Ses ve müzik döşedik. Ama orda roll caption yazabilecek kişi olmadığı için onu ve filmin adını yazamadık. Neyse maceramız bitmişti çok mutluyduk. Artık kendime hesap soruyorum. Bu iş gerçekten çok zor ama son olarak babamın ettiği küfürlerin hesabını sizden soracağım hocam! Siz okumaktan yoruldunuz , bizi düşünün ve bu kağıdın hakkı olan 100’ü verin. Saygılarımla. Her şey için teşekkürler ... Hocam!

 

.